KUR’ANI HAYATIN MERKEZİNE YERLEŞTİRMEK


Bu makale 2019-05-19 22:54:53 eklenmiş.
Kazım Çetinkaya

       Yeryüzü coğrafyasında yaşayan her birey ve her toplum için, Kur’an okudukları halde Kur’ansız kalmaktır en büyük felaket… Mekke’de nazil oldu Kur’an. Mısır’da en güzel okundu Kur’an. İstanbul’da yazıldı Kur’an…Peki nerede anlaşıldı, nerede yaşandı Kur’an? Var mı bu soruya cevap verecek yiğit?

       Gece –gündüz durmadan Kur’an okusalar Kur’an’ın anlaşılmasını ve yaşanmasını gereksiz görenler, Kur’an’sız kalmaya mahkumdurlar.

       Kur’an’a muhtaçtır her an insanlık alemi ve bütün beşeriyet.  Yoksa Kur’an hem itikada, hem de amele dair bütün problemleri insanlığa bildirmek için indirilmemiş miydi? Yoksa beşeriyet daimi bir ders olarak, süresiz ve kesintisiz Kur’an’a muhtaç değil miydi?

       Her an canlıdır Kur’an. Ölülerden sayılırlar Kur’an’a ölü muamelesi yapanlar… Kur’an’ın elde taşındığı halde şuurda taşınmadığı, en yüksek yerlere konulduğu halde, hayatın merkezine konulmadığı, dilde olduğu halde kalbde yer almadığı, sesi dinlendiği halde sözünün dinlenmediği  bir dünyada yaşamanın ne anlamı var?

       Şair-i şehîrimiz ne güzel söyler:

       “Ya açar Nazm-ı Celil’in bakarız yaprağına

       “Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına”

       Akleden bir kalbe sahip olmak gerekir Kur’an’ı anlamak için. Kur’an anlaşılmaz donmuş ve dondurulmuş akılla…Akleden kalbe dönmenin yolu Kur’an’a dönmektir insanoğlu için..

       Donmuş ve dondurulmuş akılları çözen manevi nur imandır. Vahyin fikir işçiliğini yaparken imanını aklına âmir yapanlar, Kur’an’a hizmeti kadar Kur’an’dan anlarlar. Sahte ilahlara tapandır Ona kin besleyenler.

       Felaket ve helaketlerle boğuşup duruyoruz Kur’an’ı anlamayı basite aldığımız günden beri… Kur’an’dan bir şey anlamazlar, keyfî ve indî gerekçelerden yola çıkarak Kur’an okuyanlar!

      Kur’an okurken  hem aklımızı hem kalbimizi arındırmalıyız şeytanî ve nefsanî niyet ve düşüncelerden.. Kur’an’dan bir şey anlamazlar, keyfî ve indî hizmetlerin içinde yer alanlar.

       Kur’an’a olan hizmetimizle mukayyettir, Kur’an’ı anlamamızın ve yaşamamızın ölçüsü ve miktarı…Hayatımızın neresine taşıdık Kur’an’ın değerlerini?

       Ebu Derda(r.a) rivayet ediyor: Peygamber (s.a.s) ile beraberdik; gözlerini semaya dikti ve şöyle dedi: 

       “Şu an ilmin insanlardan kaybolma zamanı; hatta ilim adına hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerdir.” Ziyad b. Lebid:

       “Bizden ilim nasıl çalınacak ? Biz devamlı Kur’an okuyoruz. Kur’an’ı  okutup öğretiyoruz. Çocuklarımıza, hanımlarımıza da öğretip okutuyoruz.” Kâinatın Efendisi(s.a.s) şöyle buyurdular:

       “Ey Ziyad ! Annen senin hasretinle yansın; seni Medine’nin fakihlerinden sanıyordum. Söyle bakalım: İşte Tevrat Yahudilerin elinde, işte İncil Hristyanların elinde, onlara bu kitapların hiçbir faydası var mıdır?”(Tirmiz, Müslim, İlim: 5)

       Günümüzde tilaveti, kıraatı, tecvidi, hıfzı var Kur’an’ın…Ama ne yazık ki bir türlü hayatın merkezine yerleşmedi Kur’an. Bir hayli fazla Kur’an’ın hafızları, ama Kur’an metruk, Kuran mehcur, Kur’an mahkum.

       İslâm’ın dertlisi Muhammed İkbal’in ifadesi ile:

       “Kur’anın mânâsı senin kalbine yeniden nazil olmuyorsa ne Razi’nin tefsiri, ne de Zemahşeri’nin  keşşaf’ı senin dertlerine çare bulamaz.”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2019 Profesyonel Tasarım PROTASARIM