BİZLER NE KADAR MÜSLÜMANIZ?


Bu makale 2019-06-23 13:47:35 eklenmiş.
Kazım Çetinkaya

        Bizim, siyasi veya ahlakî tüm başarılarımız ve başarısızlıklarımız, islâm’ı nasıl kabul edip, yaşamımıza hangi boyutta girmesine izin verdiğimizin göstergesidir. Bir toplumun günlük yaşantısında İslâm’ın etkisinin azalması, her zaman insanların, toplumun ve siyasî kurumların değersizleşmesine neden olmuştur.

       Günümüzde Müslümanlar dünya için ne anlam ifade ediyor? Ya da bizler ne kadar Müslümanız? Diye de soruyu sorabiliriz. Neden islâm  dünyası ateş ve kan deryasına dönmüş? Neden Müslümanlar bu kadar birbirlerine zulmediyorlar? Neden zulümler ve vahşetler islâm coğrafyasının kaderi olmuş?

       Yeryüzü coğrafyasının hangi bölgesinde Müslümanlar varsa hepsi köleleştirilmiş insanlardır. İslam coğrafyası fakir insanlardan oluşuyor . İstisnaî olarak Petrol ve diğer yeraltı zenginliklerine sahip bir kısım Müslümanlar ise Dolar ve euro’nun tutsağı olarak, prangalara vurulmuş kölelerdir.

       Müslüman ülkelerin çoğunda sanayi sektörünün milli hasıladaki payı yüzde 10 ila 20 arasındadır. Günlük besin kalorisi Avrupa’da 4000-4500’ü geçerken kimliklerinde Müslüman yazılan ülkelerde ortalama 2000’dir.

       Eşitliği zedelenmiş bir toplum olarak yoksulluktan ve görkemden uzak olması gereken yerde Müslümanlar bunun tersine dönüşmüştür. Kur’anda da; “… ta ki o mal, sizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın…” emredilmiştir, ne yazık ki, mallar genellikle az sayıda , belli bir kısım insanların elinde birikmiştir.

       Ebu Leheb’lerin, Ebu Cehil’llerin ,zulümle, ihtikârla, tefecilikle insanlara kan kusturduğu  bir dünyada, karşılarına çıkarak bütün mal varlıklarını Paylaşan Ebubekir’ler, Ömer’ler, Osman’lar ve Ali’ler  toplumun her kesimine eşit şekilde adaletle paylaşımda bulununca  bütün insanların hayatına hakim oluyurdu  Asr-ı Saadet…

       Mihrapta imam, minberde hatip, Devletin başında Reis, ordunun önünde Kumandan olan Peygamber-i Al-i şan, ashabıyla beraber orucunu iki adet hurmayla açıyor , üzerinde dinlendiği hasır vücudunda izler bırakıyor, komşusu aç iken kendisi tok yatmıyordu. Ve tarih bir defa kaydediyordu Asr-ı Saadet’i ve o devrin Müslümanlarını.

       Şimdi ise islâm’ın karanlık günlerini yaşıyoruz. Ortaya çıktı kalplerimizdeki karanlıklar. Şu an başımıza gelenler içimizde olup bitenlerin aynası ve tekrarıdır. “Size korku ve ümit duyguları içinde şimşeği gösteren ve yağmur dolu bulutları meydana getiren O’dur.”(Ra’d: 12)

       Müslümanların köleleşmesi, eğitimsiz kalması, ya da bugünkü paramparça halleriyle ayrımcılığa düşmeleri düşünülemezdi. Ama ne yazık ki Uhud ‘taki ilk mağlubiyetimizden bu güne kadar basiretsizliğimiz hep galip geldi ve her gün biraz daha arttı kayıplarımız , artmaya devam ediyor kaygılarımız…

       Bugün hemen yanı başındaki Müslümanın açlığından, susuzluğundan, ödeyemediği elektrik ücretinden, kış mevsimini yakıtsız geçirdiğinden haberi olmayan Müslüman müsveddeleri  tıka basa göbeklerini şişirirken, pek çoğu obeziteden çatlayıp gitmektedir. Bir kişiye kırk lokma, kırk kişiye bir lokma. Yaşasınnn bu adaletli dünyada yaşayan adaletli(!) Müslümanlar!... Yaşasınnn İslâm’ı ticaretlerine, siyasetlerine, makamlarına, mevkilerine, koltuklarına, şanlarına ve  şöhretlerine alet ederek  basamak yapan, boş buldukları meydanlarda mangalda kül bırakmayan hakkaniyet sahibi, vicdanlı (!) Müslümanlar!..

       Birileri evine çöplüklerden topladığı ekmeği götürüyorsa, oturduğu derme çatma evinin ödeyemediği elektrik ücretinden dolayı  karanlıkta oturuyorsa, zemherir kışını çoluk çocuğuyla bulabildiği battaniyeye sarılarak geçiriyorsa; birileri de yazlık-kışlık değiştirip yaşadığı saraylarda, şatolarda , villalarda gökten iniyormuşçasına şatafatlı sofralara kuruluyorsa, her odasında farklı renklerle aydınlanan milyon dolarlık avizelerle aydınlanıyorsa, tuvaletine varıncaya kadar doğalgaz döşemişse, çile çeken, iliklerine kadar ızdırap duyan fakir fukara bihaber  yaşıyorsa , yaşanan trajedilerden ders çıkarmayıp başını kuma sokuyorsa ve hamasî nutuklarla islam’ın adaletinden , eşitliğinden dem vuruyorsa  islâm coğrafyasındaki zulüm ve vahşetler katlanarak devam edecektir.

       Müslüman toplumların her yükselişinin, her yüceliğinin Kur’an’ı kabulüne dayandığını belirtmek istiyorum. Peygamber’den sonra yüz yıl bile geçmeden kısa bir sürede islâm’ı Batı’da Atlantik Okyanusunun kıyılarından, Doğu’da Çin yakınlarına kadar ulaştıran Müslümanların yayılma süreci en şanlı dönemlerdir.

       Kur’an’ın özü, yerini biçime bıraktı, daha az okuyup daha çok ezberleyip yorumladık, bir kez bile  hayatımıza uygulamaya vaktimiz olmaydı, telaffuzuyla ilgilendik durduk. Ve nihayetinde Kur’an’ı anlam ve içerikten arınmış boş bir sese dönüştürdük.  Kur’an’ın ruhuyla uyuşmayan bu durumda mücadele, dürüstlük, şahsî ve maddi fedakârlık emirleri, Kur’an’ın rahatlatıcı sesinde eriyerek kayboldu, gitti.

       Birbiriyle uyuşmadı söz ve amellerimiz. Tercih ettik saadet yerine sefaleti. Bıraktık iyiliği, güzelliği, aldık pisliği, çirkinliği. Uymadık hakka ve hakkaniyete, irtikâb ettik her türlü adaletsizliği. Kaybettik cesareti daldık ödlekliğe, korkaklığa.

       Her tarafta görkemli ,içi boş camilerimiz oldu. İçinde ideal ve cesaret bulunmayan kocaman sarıklı ve cübbeli riyakâr din anlayışlı , inanç içinde inançsızlığı inşa eden, Kur’an’a sadakati olmayan ve içeriğindeki emirleri yok sayan gurur ve kibir abidesi din adamlarımız(!) yetişti.

       İşte Kur’an böyle bir konuma getirilince de Müslüman milletlerin gerileme ve acizliğinin temelleri de atılmış oldu. Kan ve ateş deryasına döndü islâm dünyası:.. İslâm coğrafyasının kaderi oldu zulüm ve vahşetler…

       Yaşasınnn “Davayı Ağrı dağının zirvesine çıkaracağız” söylemiyle yola koyulan, bin zahmet ve emekle acılar çekerek dağa tırmanan, zirveye vardıklarında sonsuz sevinen, davayı dağın eteklerinde unutup kendilerini zirveye çıkaranlar!... 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2019 Profesyonel Tasarım PROTASARIM