BİLİNÇ YERİNE CAMİ İNŞA ETMEK


Bu makale 2019-07-14 15:54:35 eklenmiş.
Kazım Çetinkaya

         Yıllarca dilimize pelesenk ettiğimiz kapitalizmi içselleştirdik tam anlamıyla! Neoliberal dünya görüşünü, hayat tarzını kabullendik iliklerimize kadar! Toplum olarak kabullendi k sekülerizmi bütün benliğimizle!

        Bir Hac mevsimine daha girdik. Türk hacılar maç seyrediyorlar beş yıldızlı otel odalarında! Türk hanımlar, Türk televizyonlarındaki çok müptezel, aşağılık dizileri izliyorlar orada. Kaybettik bütün paradigmalarımızı. Çıkarıldık kendimiz olmaktan. Başkalarının köleleri haline getirildik. Her sene taşlamaya gittiğimiz şeytan dipdiri duruyor nefislerimizde, benliğimizde, riyakârlığımızda!

       Yanlış bir umut telakkisine kapıldık. Müslümanların yüzyıllardan beri söyledikleri şu: “İyi olacak inşallah.” Ucuz, bayağı bir klişe! Ama umuda var mı hakkımız? İstihkakımız var mı umuda? Hangi ölçüde hak ediyoruz umudu? Nereden geçer umuda giden yol?

       İstediği yere gidemez ki sürüler!.. Herkes yönlendirir sürüyü…Dere boyu kavaklar, bir o yana bir bu yana. Menfaat peşinden koşarken başımız dönüyor Mevlevi dervişleri gibi! Herkesin bildiği üzere, affedersiniz sürüler , eşekleri takip ederler. Arkalarında da onları toplayanlar köpeklerdir.

       Küresel seçkinler diye bir topluluk var ve bunların pozitivist ve pragmatist akılları var. Dünyayı bir şirketi yönetiyor gibi yönetiyor bunlar! Biz de bu şirketlerin istihdam edilen işçileriyiz.

       Bin dört yüz küsur yıldan beri Kur’an okuyor islâm dünyası toplumları. Kur’an’ı anlayalım çalışmaları yapılıyor hâlâ bıkmadan, usanmadan! Uçurumun kenarında debelenip duruyor bin dört yüz yıldan beri Kur’an’ı anlamayan ümmet! Ve bu uçurumu normal hayat olarak görüyor!

       Hiçbir şey anlamadığımız Kur’an’ı değil de demokrasi’nin referansına, Mevlana referansına, İbn-i Arabî referansına, Selefilik, vehhabilik, Şia referansına sığınıyoruz. Mezheb, meşrep, cemaat, vakıf dernek referanslarımızı  Kur’an referansının önüne geçirdik.

       Gazali’yi de, İbn-i Arabi’yi de, Mevlana’yı da, Bediüzzaman’ı da kavga ortamına çekmeye sebep aramaya gerek yok. Sindire sindire okuyalım ama, hiç kimseye Şeyh-i ekber de Şeyh-i ekfer de deme hak ve selahiyetine sahip   değiliz.

       Bin dört üz yıldan beri Kur’an’ı anlamayan ümmet içinden “Allah bizi var etmiş olabilir, kâinatı da yaratmış olabilir! Ama lütfen hayatımıza karışmasın” hırlamasında bulunan yığın yığın  deistler türedi!..

       Bütün putlarla mücadele etmek için gelmiş bir din, meczuplar eliyle put üretme yarışına giren hiziplerin dini haline geliyor. Bu durumdan rahatsızım demiyor kimse! Bu durumdan hoşnut her kes!

      Bütün etimizle kemiğimizle bağnazlaştık! Bir hedefi olmaz fanatizmin, bağnazlığın! Çünkü ufuksuzluk demektir, boyutsuzluk demektir, önyargı demektir bağnazlık! Sürekli bir gerilim ortamında bulunurlar bağnazlar ve onlar kendi tarzları ile büyülenmişlerdir!

       Kendi çizgileri dışında hiç kimseye saygıları olmayan, bencil, menfaatperest, ufuksuz ve kendi gündemleri ile büyülenenler, etraflarında ne olup bittiğinin farkına varamazlar!

       İnsanların en hayırlıları, insanlara faydalı olanlardır. Varlıkları bana bir fayda getirmeyen, benim açlığımdan, tokluğumdan, hastalığımdan, sağlığımdan habersiz olan Müslümanların yokluğu da bana bir şey kaybettirmez!

       İslâm’ın yalnızca folklordan ibaret olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Yalnızca sembolik değerler biçiminde yaşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Ve bütün bunlara rağmen bilinç inşa etmemiz gerekirken camiler inşa ediyoruz. Görkemli camilerin olduğu bir ülkede yaşamanın islâmî bir ülkede yaşamak olduğu gibi bir yanılgı içerisindeyiz.

       Ümmet bugün paramparçadır. Her parça çok bencil, kibirli, narsist, problemli ve her parça kendi tarzıyla büyüleniyor. Parçalar patolojik parçalar haline geldiği için parçalar arasında bir bütünlük, bir iletişim, etkileşim sağlanamıyor. Ve her parça kendisini bir bütünün yerine koymak gibi bir sapkınlığı da temsil ediyor.

       Gerçek Müslümanlar birbirleri ile Yüce Allah’ın hatırı ve hakkı için her şeyi konuşmaya müsaittirler. Hiç kimse kendi yorumunu bir başkasına dayatamaz. Muhataplar sonuna kadar birbirlerini dinlerler ve ona göre davranırlar. Hepimiz aynı sözcüklerle konuşmak zorunda değiliz. Vesselam!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2019 Profesyonel Tasarım PROTASARIM