Düşünceye Yansıyanlar


Bu makale 2019-08-22 21:52:23 eklenmiş.
Mahmut Öteleş

Toplumu yönetenlerin toplum üzerinde büyük etkisi vardır. Liderler trenin lokomotifi gibidir lokomotif nereye giderse vagonlar da oraya gider. Dolayısıyla halk sonra pişman olmamak için kendi içerisinde en güvenilir ve en liyâkatli kişileri yönetici olarak seçmelidir. 
Siyasetçilerin daha doğrusu  ülkeyi yönetenlerin aldığı yanlış kararlar, yalnız karara muhatap olanları deği;l herkesi olumsuz etkiler. Montesquieu’nun güze bir sözü var, der ki ;
“Bir kişiye yapılmış haksızlık bütün topluma yöneltilmiş bir tehdittir. “ 

Hiç kimse bir haksızlığın,adaletsizliğin kendisine yapılmasını istemez; ancak haksızlığı  başkasına yapan çoktur. Bu tavır geri kalmış, eğitimsiz, empati yapamayan zavallı insanların tavrıdır. Haksız ve hoyrat tavırlar sergileyen bu zavallı insanlar yaptıklarının bir bedeli olacağını bilmiyorlar mı? Bugün Medeniyetin, insaniyetin ve İslâmiyetin buluştuğu ortak bir nokta var; o da haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı mücadele etmektir.  
Haksızlıkla, alavere dalavere ile günü kurtarmaya çalışanlar, yarınlarını berbat ettiklerinin farkında değil. 
Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi “Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.”  Bir insan eğer kendi kişiliğine saygı duyulmasını istiyorsa aynı şekilde onun da başkasının kişiliğine, hak ve hukukuna saygı duyması gerekir. Huzurlu bir toplumu inşaasını sağlamak, herkesin başına bir polis dikmekle  olmaz.  Toplumun vicdanını eğitmek, onun değer yargılarını bir yaşam biçimi haline getirmek  gerekir.  Toplumların ıslahı ve ihyası silahla değil, ancak vicdanla  mümkün olur. Günümüz insanı vicdana pek aşina değil. O daha çok cüzdanla alakalıdır. Cüzdanı şişirme ve kısa yoldan köşeyi dönme derdindedir.  Huzuru yanlış yerde arayanlar hiçbir zaman onu bulamayacaktır. 

İslam’ın insanlara kazandırmak istediği en büyük armağan onların insanca yaşamalarını sağlamak olmuştur.Ne hazindir ki insanlık, İslam’ın bu temel düsturunu  hep ihmal ve ihlal etmiştir. 

Ali Şeriati’nin “İnsanın Dört Zindanı” adlı eserinde,  İnsanı delalete, sapkınlığa götüren,  insanın üzerindeki dört baskıdan söz eder: Şimdi insan ilk zindandan, tabiat zindanından, bilinç, irade ve yaratıcılığını,tabiatı tanımak suretiyle, bilimle çekip kurtarabilir. İkinci zindandan, yani historizm (tarih) zindanından tarih felsefesini ve tarihin belirleyiciliğinin istihdamını, yani tarih bilimini tanımakla kendi kurtuluşunu temin eder Üçüncü zindandan, toplumun baskısı, bu zindandan ise bireyler kendilerini bilim ve irfan ile kurtulabilir ve kendi toplumsal düzenlerinin kurucusu olabilirler. Dördüncü zindan, en kötü ve en zor zindandır ve insan bu zindan karşısında maalesef aciz kalmıştır. Bu zindan ise insanın bencillik duygusudur. Yani insanın kendisidir. Bütün mesele insanın kendini eğitme noktasında düğümleniyor.Yani insan olabilmak, İnsanca yaşamak... Demek ki bir insanın  bu dünyada ulaşabileceği
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2019 Profesyonel Tasarım PROTASARIM