Her Gün Aşura, Her Yer Kerbela


Bu makale 2019-09-13 10:06:54 eklenmiş.
Mahmut Öteleş

Gerçekten müslümanlar için her gün aşura, her yer Kerbela olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Nereye bakarsanız bakın.Dünyanın her yerinde akan kan Müslümanın kanıdır. 
Emperyalist ve siyonist güçler ve onların yerli işbirlikçileri, samimi müslümanlara hayat hakkı tanımıyor. 
Mezalimliklerini, elde ettikleri sermaye, silah sanayi ve medya gücüyle sürdürmeye devem ediyorlar. 
Bu acı tabloya rağmen müslümanlar hala birbiriyle uğraşmaktan geri durmamaktadır. 
Mehmet Akif boşuna dememiş:
“Tarih”i tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?
                             
Evet,Kerbela müslümanların ibret alması gereken  bir hadisedir. 
Bir daha böyle acı olayın yaşanmaması için müslümanların tarihte yaşanan olaylardan ders alması gerekir. 

Nâmık Kemal da Murabba adlı şiirinde , bu konuda şöyle der:
Memleket bitti yine bitmedi hâlâ sen ben
Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşmen”

Kerbela müslümanlar için bir ibret levhasıdır. Kerbela, Cemel,Sıffın facialarını bilip de onlardan ders almayan, yeni Kerbelaların yaşamasına sebep olanlara  veylolsun. 

Kerbela nedir?
Kerbela,Ümmetin kapanmayan yarasıdır.
Acılarla yoğrulmuş bir hayatın adıdır Kerbela
Kerbelâ hak ve özgürlük mücadelesinin destanlaştığı yerdir. 
Sabrın, masumiyetin, teslimiyetin ve adanmışlığın adıdır. 
Hüseуin aԁının çağdan çağa, dilden dile  yankılandığı yerdir. 
Kerbela , zülme, zorbalığa,ihanete bir çığlıktır, bir haykırıştır, tüm zamanlara ve insanlara. Kerbala Hüseyin’i, direnişin sembolu haline getirmiştir. 
Hüseyin,doğru bildiği yolda,sonunda ölüm dahi olsa kararlılıkla yürümeyi bize öğretmiştir. 
Hazret-i Hüseyin’in şehit düştüğü Kerbelâ  faciası, bütün Müslümanların yüreğini sızlatan acı bir hâdisedir. Nitekim şair “Her yer bize Kerbelâ; Her gün bize Âşûrâ” diyerek bu acı gerçeği dile getirmiştir. Ancak bu fâcia vesilesiyle, insanlar arasında ayrılıkların körüklendiği de bir hakikattir...
Kerbela, yıllardır ümmetin yüreğine sönmeyecek bir acı bırakmıştır. Hiç bir suçu olmadığı halde, sadece iktidar hırsı içinde gerçekleştirilen bu acı ve katliam kıyamete kadar da unutulmayacaktır. 
Kerbela’dan gereken dersler çıkarılmadığı için şimdi her yer bir Kerbelâ olmuş nice Hüseyinler ziyan olmaktadır. Her devirde yezitler olduğu gibi Hüseyinler de vardır. Asıl babayiğitlik ise Hz. Hüseyine varis olmaktır; işte o zaman Hz. Hüseyin bir semboldür, bir örnektir; örnek alınacak onun davranışıdır, duruşudur. 
Hz. Ademden bu yana ve kıyamete kadar iyi ile kötünün, hak ile batılın temsilcileri, mutlaka olacaktır. Önemli olan; yaşadığımız zaman ve şartlarda  nerde durduğumuzdur. duracağımız saftır, Sergileyeceğimiz tavırdır. Kıyamete kadar Yezitlerin de Hüseyinlerin de varisleri bitmeyecektir. Her fert sergileyeceği davranışla mutlaka bir safta yer alır. Kendisi safını bilse de bilmese de safından hesaba çekilecektir.Önemli olan Hüseyni bir duruş sergilemektir. 

Hüseyni duruş, gücün önünde eğilmemektir. Hakkın ve adaletin temsilcisi olmaktır.   
Hüseyni bir duruş, dünyalık adına dini değerleri satmak değildir.
İslamın izzetine sahip çıkmaktır. 
Kerbela Hadisesinde, Hz. Hüseyin bize  gerektiğinde Allah'ın kurallarını korumak uğruna, adeletsizlik, haksızlık ve zülüm karşısında hiç düşünmeden canını vermeyi  göze almaktır. Hz. Hüseyin'in mübarek başını istekle verişi, kendi manasının her hatırlandığında insanı Yezid olan nefsiyle mücadele etmesi için ne büyük gayret göstermek gerektiğini de bize öğretmiştir. 
Hz. Hüseyin , şehid edildiğinde 
57 yaşındaydı. Hz. Hüseyin çıktığı yolun sonunda kendisini ve ailesini bekleyen olası tehlikelerin bilincinde olarak mevcut zalim ve fasık iktidara imanı gereği cephe almıştı. Hz. Hüseyin,ortaya koyduğu muhalefetiyle buradan kendisine bir makam ve mevki çıkarmak isteseydi Yezid’le anlaşır ve istediği makama da kolaylıkla otururdu! Ama büyük şehid, dünyanın makam ve mevkisini elinin tersiyle itmiş kendisini bekleyen ‘ölüm tehlikesine’ rağmen çıktığı yoldan dönmemişti!
Hz. Muhammed (sav)’in torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğlu,Hz. Hasan ve Hz. Zeyneb’in kardeşi idi. Hz.Hüseyin çıktığı yoldan dönmeyi, “zalime karşı mazlumun hakkını aramaması” olarak niteleyerek, kıyamete dek tüm müslümanlara örnek olacak bir tavrı sergilemişti. Büyük İmam, bu tavrı ortaya koyarken ne Şİİ idi ne Sünni! O, “Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve gerçekten ben müslümanlardanım diyen” (Fussilet Suresi 33) bir mü’minden başka bir şey değildi!
Kerbela katliamından elli yıl sonra başta imamı Azam olmak üzere İmamı Malik, İmamı Şafi ve İmamı Hanbel gibi ilim önderlerinin tamamı maddi ve manevi destekleriyle Ehlibeytin yanında yer aldılar. Hz.Hüseyin’in torunları Ehlibeytin yarenleri İmam Zeyd bin Zeynelabidin ve İmam Caferi Sadık gibi imamlarla elele gönül gönüle, Emevi ve Abbasi iktidarlarının faşizan zulmüne karşı direnerek bir kısmı şehadeti, bir kısmı da hicreti tercih ettiler.
İmam Azam Ebu Hanife’nin Ehli Beyt’i müdafaa ve yardım uğruna zalim Abbasi halifesinin zindanlarında kırbaçlanarak şehid edildiğini ve İmam Malik’in aynı sebeble kırbaçlanarak iki kolununun da kesilerek cezalandırıldığını kaç Alevi, kaç şii ve kaç sunni müslüman biliyor? O zaman bu asırlardır devam eden ayrılık niye? Bu kin ve öfke kime? Bu ilgisizlik niçin ve neye?
Şunu herkes iyi bilmelidir ki Hazreti Hüseyin mevki makam ve saltanat için yola çıkmadı. Hz. Hüseyin üç sepetten kıyam etti. 
•Birincisi İslami siyaset hukukudur. Kerbela’daki Hüseynî direniş, (Batı’dan 1370 yıl önce) babadan evlada geçen saltanat yolunu açmamak adına yapıldı. Yezit’e babası Muaviye’den ev, arsa, bağ, bahçe kalabilir ama miras malları arasında evlatlara düşecek iktidar koltuğu yoktu. Şûra yoluyla istişareyle yani danışılarak yöneticiler seçilmeliydi. Asr-ı Saadet’in dört halifesi (Devlet başkanı) seçimi önce istişare sonra devlet başkanı ilan edilmişlerdi.  Muaviye  ile bu adil seçim sistemine son verildi ve önce ilan sonra baskıyla, ölüm tehdidiyle biat etme zulmünün kapısı açıldı. Zalim Yezitle bu gelenek devam etti. Herkes Allah’a karşı sorumlu ve bağlı iken, Yezit ile halk önce kralın kulu haline getirilerek mutlakıyetçi bir sistemin yolu açıldı. Bu sebeple İslam aleminde ilk despot yönetici Yezit’tir. Halkın idarecisini hür iradesiyle seçme özgürlüğü uğruna, Hz. Hüseyin, bundan 1300 sene evvel can veriyordu. Ve şehid kanıyla, İslami siyaset hukukunun yani gerçek cumhuriyetin temellerini atıyordu. O gün Müslümanlar, Hz. Hüseyin’in, Batının demokrasi, bizim şûra dediğimiz yönetim şekli adına, Saltanata (Monarşiye) karşı başlattığı mücadelesine sahip çıksalardı bugün Ortadoğu dahil, halkı Müslüman hiçbir ülkede krallık yönetimleri hüküm sürmeyecekti.
Hz. Hüseyin’in direnişinin ikinci sebebi EHLİYETE (Liyakate) riayet hukukudur. Bu da, fasıklık (sarhoşluk, kumarbazlık, tefecilik, namazsızlık gibi aşırı günah) içinde olan ehliyetsiz kişilere biat (oy)verme kapısını açmamaktır. Çünkü Yezit ömrünün son üç yılında iktidar sarhoşluğuyla sapıttı içkiye başladı. Saraya dansözler (Rakkase) getirterek içkili eğlencelere başladı. Hz. Hüseyin “Fasık ve facir birine oy vermektense ölümü tercih ederim” diyerek kıyamete kadar Alevi, Şia ve Sünni Müslümanlara hangi partiye ve hangi adaya oy verilir ve bürokraside kimler göreve getirilir hukukunu yazıyordu. Yani “Allah size emanetleri ehline vermenizi emrediyor” (En-nisa, 58) ilahi mesajıyla “Emanetler ehliyetsiz (Liyakatsiz) kişilere verildiğinde kıyameti (fakirlik, kavga, terör gibi belaları) bekleyiniz.“ Peygamber (s.a.v) uyarısını ölüm pahasına şiar ediniyordu.
•Şanlı Kerbela direnişindeki yazılan üçüncüsü ise EMANET hukukudur. “ … Kim (DEVLET MALINA) hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.” (Ali İmran, 161) fermanıyla eğitilen Asr-ı Saadet’teki (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin devlet yönetiminde emanete sadakat esastı. Hazine (Beytülmal, devlet malı) ateşten gömlekti. Halk, seçtiğini denetleme ve hesap sorma toplantısı olan Cuma günü hutbedeki halifeden giydiği elbisenin hesabını rahatlıkla sorabiliyordu. 
Hz. Ömer halife iken, bir gece makamına ashaptan (Hz.Muhammed’e inanan, O’nu gören ve müslüman olarak ölen kimseler) biri gelir ve selam verip oturur.
Fakat selamı alınmaz. Hz. Ömer önündeki işle meşguldür ve konuk merak içinde bekler.
İşini bitiren Hz. Ömer, önünde yanan mumu söndürdükten sonra ikinci mumu yakar ve konuğunun gözlerinin içine bakarak “Aleyküm selam...” der.
Konuğu sorar:
- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve bir mumu söndürüp diğer mumu yaktıktan sonra konuşmaya başladın?
Hz Ömer cevap verir;
- Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştı. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için, kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra senine konuşmaya başladım.
Yine Halife Ömer (r.a.) bir gün konuşma yapmak üzere mimbere çıkar. Halkın arasından bir ikazla karşılaşır. Bazı kaynaklarda Selman-ı Farisi olduğu söylenir, devlet başkanının sırtındaki gömleğin hesabını sorar. “Dağıtılan kumaştan bize elbise çıkmadı, sen bunu nereden buldun? Hesabını vermeden konuşamazsın.” der. Hz. Ömer, halkın arasındaki oğluna sözü bırakır. O da kendi payını babasına vererek elbise yapmasını sağladığını anlatır. Tatmin olan kişi ‘şimdi konuşabilirsin’ diyerek sözü Halife’ye bırakır. Bunlar inananların hayatına ölçü olmak üzere yüzyıllardır naklediliyor. 
Hadisenin bize anlattığı şeylerin altını şöyle çizebiliriz. Şeffaflık ve hesap verebilirlik esastır. 

Emevi saltanatıyla bu emanete sadakat terk edildi. Yezit’le beraber “devlet malı halifenin malı sayılma döneni başladı. Emanetler, iktidar koltukları dalkavuklara teslim edilince; devlet hazinesi, saltanat yanlılarına peşkeş çekildi.

Muharrem’in şu günleri… İslâm tarihinin en acı sayfalarına tanıklık etti. Ve aşurâ günü, bütün müslümanları yasa boğdu. İslâm tarihine bir acı bıraktı.
İslam dünyasında yeni Kerbelaların yaşanmaması dileğiyle...
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2019 Profesyonel Tasarım PROTASARIM